Rektör söylem değiştirdi
Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Güner Önce, yine kamuoyunu yanıltacak şekilde, haberimizde dikkat çekilen hususların (her nedense) sadece bir kısmına değinen ve daha önceki ifadeleriyle çelişkili yeni bir basın açıklaması yayınladı ve aynı yazıyı tekzip talebiyle gazetemize de gönderdi. Para ile yayınlattığı önceki basın açıklamasında, “Sağlık Yüksekokuluna hiçbir zaman enjektör alınmaz” diyen Rektör Önce, gazetemizde alım yapıldığını ispatlayan haberimizin ardından eski açıklamasıyla çelişecek şekilde şimdi de “hastanede kullanılanlar alınmaz” demek istediğini söyledi.
Yine önceki basın açıklamasında vakfa ait şirketlerde özel şahıs ortaklığının olmadığını söyleyen Önce, şimdi de %1 ortaktı ama “zorunluluktan kaynaklanmıştı” demekle yetindi ancak “zorunluluk sebebini” açıklamadı.
Cevap hakkı talebiyle gönderilen yazıyı yayınlamakla birlikte yazıda açıklanmadan geçiştirilen ancak önceki haberimizde dikkat çektiğimiz, üzerinde durulması gereken ve Rektör Önce tarafından cevaplamayan soruları kamuoyuna ve ilgililere sunuyoruz.
-Daha önceki dönemlerde hiç yapılmayan tıbbi malzeme alımlarının hastane kurulduktan sonra başlaması tesadüf müdür?
-Bir önceki açıklamanızda "Sağlık Yüksekokuluna hiçbir zaman enjektör alınmaz" derken niçin birden fikriniz değişti?
“Öğrencilerin ders uygulamaları için alındığını” söylediğiniz enjektörlerin okulda öğrencilere dağıtılmadığını, öğrencilerin uygulama için kullanacakları enjektörleri kendi paralarıyla aldıklarını da biliyor musunuz? Biz biliyoruz.
2007 Eylül ayında başlayan ilk alım talebi yapıldığında, daha önceki haberimizde bahsettiğimiz daire başkanı, “daha önce hiç alım yapılmadığını” hatırlatarak ilgili kişileri uyarmamış mıdır? Buna rağmen niçin alım yapılmıştır?
“Böylesine küçük bir mebla...” diyerek küçümsediğiniz bu faturadan sonra daha pek çok tıbbi malzemenin alımının yapıldığını bildiğiniz halde (ve haberimizde vurgulanmasına rağmen) sadece niçin tek bir alım faturası üzerinde duruyorsunuz?
Sigorta şirketine özel şahsın ortaklığı konusunda da (daha önceki açıklamada) “hiçbir özel şahsın ortaklığı yoktur” denilirken; niçin haberler çıktıktan sonra hisse devrine gidildiğini açıklamıyorsunuz?
Bu kişi niçin 3 Kasım 2008'de hisselerini devretmiştir?
3 Kasım tarihine kadar ortak olmasını gerektirecek hangi kanuni zorunluluk vardır?
Şirket ortaklık yapısıyla ilgili bilgisine başvurduğumuz uzman kişilerin “öyle bir zorunluluk yok” dediği bu zorunluluk (her ne ise) haberlerden sonra nasıl kalkmıştır?
Şahıs ortaklığının yüzdesine gelince; Haber Müdürümüz resmi kayıtlarda ilgili şahsın 25.000 YTL sermayeli sigorta şirketine 250 YTL karşılığında 10 hisseyle ortak olduğu bilgisine ulaşmıştır. Bu açıklamalarla yapılan hesaplamada yüzde on ortak olunduğu yazılmıştır. Ancak burada asıl önemli olan bu şahsın ne kadar yüzdeye sahip olduğu değil, yılda trilyonlarca cirosu olan bir şirkete niçin ortak yapıldığıdır.
Ve üzerinde durulması gereken; öğrencilerin rızası olmadan alındığını ispatlayabileceğimiz sigorta paralarının alınmasının (kimlere/nerelere ve ne kadar kanalize edilirse edilsin) “kanunlara aykırı” olduğu değil midir?
Bizim amacımız ve görevimiz ise, bu aykırılıkların giderilmesi adına, pek çok konuda ortaya atılan iddiaların araştırılmasını, mercek altına alınmasını sağlamaktır.
Zira, gazetelerin yolsuzluk veya usulsüzlük yahut keyfi uygulamalarla ilgili iddiaları dile getirme sorumlulukları “Adli” ve “İdari” makamların denetim ve incelemelerine ışık tutması açısından önemli bir görevdir. Bunu engellenmeye kalkışan refleksler yerine, bahsedilen iddialar hakkında; kamuoyu önünde aklanabilmek için “Adli” ve “İdari” makamlarca sorgulanmaya açık olma duruşu sergileyebilmek önemlidir. Zira “hukuk” korkutulacak ve korkulacak bir mekanizma değil; adaletin tesis edildiği, doğruyla yanlışın ortaya konduğu yerlerdir.
|
Yorum eklemek İçin Tıklayın